2 Mart 2012 Cuma
Dünyanın Yeni Rezerv Para Birimi Yuan
Krizle birlikte bir türlü toparlanmayan güçlü ekonomilerin rezerv para birimi olan ABD dolarına bir alternatif bulundu.Bu alternatif arayışının sebebi kriz ortamından Asya ülkelerinin diğer ülkelere nazaran daha hafif atlatması.Bu süreç ile bazı ekonomistlerin Yuan tezi böylece haklı çıkmış oldu.Dünyanın ikinci büyük ulusal ekonomisine sahip Çin küresel pazarın önemli bir partneri.Bu büyük ekonomide Çin sürekli olarak her alanda yatırım yaparak ekonomisini büyütmeye devam ediyor.Çin'in bu yükselişi aynı zamanda Yuan'ın yükselişi demek.Çin ve Japonya ticaretlerinde'de Yuan ve Yen'i kullanıp doları devreden çıkararak dünyanın en büyük ekonomik gücü ABD'ye rakip olmayı hedeflediler.Çin Yuanı 2015 itibarıyla tamamen konvertabl hale getirerek kısıtlamalar olmadan serbest şekilde işlem görerek finans piyasalarını serbestleştirip ticari olarak önemli bir noktaya gelmeyi planlıyor.Ayrıca geçenlerde okuduğum habere göre Yuan son 17 yılın en yüksek seviyesine ulaşmış.
1 Mart 2012 Perşembe
Biscolata Reklamı
Bir çikolata yazısı üzerine dün facebookta gördüğüm ve açıkcası şaşırarak izlediğim videoyu izledikte sonra bu satırları yazmaya karar verdim.Bir alışveriş merkezinde Biscolata reklamlarında oynayan yakışıklı ,kaslı yarı çıplak abilerimizin etrafını sarmış kızların çığlık attığı video ile sosyal medyayı bu manken arkdaşlarla fotoğraf çektirmiş cesaretinden dolayı tebrik edilen bir teyze var.Son zamanlarda kadınlar arasında bir fenomen haline gelmiş reklam beklentiyi karşılamış gözüküyor.Tüketicinin ne düşündüğü dikkate alınarak Şölen markasının Biscolata Mood adına İstanbul Reklam ajansı tarafından Küba'da çekilmiş.Reklam kampanyasında kullanılan çıplaklık figürünün ise bir çok marka tarafından kullanılıp tutulduğunu görüyorum.Newyork'ta gördğüm durum ise bunu açıklar nitelikte; yeni açılan Abercrombie mağazasının açlışında üstsüz şekilde duran makenleri görebilmek adına metrelerce uzunlukta sıraya girmiş insan kalabalığı vardı.Eğer birileri kalkıp bunun bi benzeri Türkiye'de yapıcaz deselerdi hiç olmaz o iş derdim heralde;)
Çikolatadaki Son Trend
Günümüz gıda sektöründe çikolata ve türevleri pazarı sürekli bir değişim halinde.FMCG'nin tüketim çılgınlığına varan boyutlardaki hızına yetişebilmek adına firmalar günden güne ARGE'ye ayırdıkları bütçeyi arttırmaktalar.Çikolata pazarının son zamanlardaki trendi de hepimizin pazarlama ve doğru satış teknikleriyle gün içerisinde sosyal medyada başta olmak üzere marketlerde vs. karşılatığımız reklamlarda sıkça görmeye başladığımız uzun ince bir formdaki çikolata kalıbıdır.Bu çikolata formu reklamlar sayesinde medyada halk üzerinde büyük bir etki bıraktı.Görsel anlamda insanların hoşuna giden bu çikolataların ambalajı diğer çikolata üreticilerini de harekete geçmesiyle piyasada bu uzun ince formun birçok türevini görmeye başladık.Bu başarılı çikolata kalıbını tüketim dünyasına kazandıran sektörün öncü kuruluşlarından olan ETİ , sektörde yer alan diğer rakip firmalarına da örnek oldu.Toplum tarafından beğenilen bu çikolatalar ambalaj faktörünün tüketime ve pazarlama ya katkısının en önemli kanıtlarından biridir.Doğru reklam ve doğru ürünün bileşiminin başarılı sonuçlar verdiği bu örnekle açık bir şekilde görülmektedir.
Gönül, ne kahve ister ne kahvehane; gönül sohbet ister, kahve bahane
Resmi Gazete’de ilana çıkan Türk tescillenecek haberini okuduktan sonra durmayıp kendime bol köpüklü bir kahve yaptıktan sonra kahvemi yudumlayarak yorumlamak istedim.Bir fincan Türk Kahvesi kahve için 55 kahve çekirdeği gerekliymiş.Tarihsel açıdan bakarsak Türk kahvesi Habeşistan(Etiyopya)'dan tüm Ortadoğu'ya yayılmış.İstanbul'a ise 1517 yılında Yemen Valisi Özdemir Paşa lezzetine hayran kaldığı kahveyi getirdi. Genellikle sohbetlerin ve kahvede oyunların yanında tercih edilen kahve o dönemler sosyal hayatın vazgeçilmezi arasındaydı.Ayrıca tıka basa yenilen yemeklerin üstüne sindirim için idealdir.
Kurukahveci Mehmet Efendi Mahdumları Ahmet Efendi Kurukahveci ve Ortakları Komandit Şirketi, Türk Kahvesi'ne coğrafi işaret verilmesi için 4 Mart 2011 tarihinde Türk Patent Enstitüsü (TPE) Başkanlığı'na başvurdu.
TPE'nin coğrafi işaretlerin korunmasına ilişkin tescil talep ilanı, Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayımlandı.Türk kahvesinin denetimi ise Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından belirlenecek ilgili kamu kurumları tarafından yapılacak. Resmi Gazete'de yayımlanan ilana, 6 ay içinde itiraz edilmezse Türk Kahvesi coğrafi işaret alacak.
TPE'nin coğrafi işaretlerin korunmasına ilişkin tescil talep ilanı, Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayımlandı.Türk kahvesinin denetimi ise Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından belirlenecek ilgili kamu kurumları tarafından yapılacak. Resmi Gazete'de yayımlanan ilana, 6 ay içinde itiraz edilmezse Türk Kahvesi coğrafi işaret alacak.
Mutluluğun Gizi
Bir tüccar mutluluğun gizini öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel şatoya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş. Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış. ... Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş. Dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış. Bilge sırayla bu insanlarla konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış. Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge, ama mutluluğun gizini açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip sarayda dolaşmasını, kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini salık vermiş. "Ama, sizden bir ricada bulunacağım," diye eklemiş, delikanlının eline bir kaşık verip, sonra bu kaşığa iki damla sıvı yağ koymuş. "Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yağı dökmeyeceksiniz." Delikanlı sarayın merdivenlerini inip çıkmaya başlamış, gözünü kaşıktan ayırmıyormuş. İki saat sonra bilgenin huzuruna çıkmış. "Güzel" demiş bilge, "Peki, yemek salonumdaki Acem halılarını gördünüz mü? Bahçıvanbaşının yaratmak için on yıl çalıştığı bahçeyi gördünüz mü? Kütüphanemdeki güzel parşömenleri fark ettiniz mi?" Utanan delikanlı hiçbir şey göremediğini itiraf etmek zorunda kalmış. Çünkü bilgenin kendisine verdiği iki damla yağı dökmemeye çabalamış, başka bir şeye dikkat edememiş. "Öyleyse git, evrenin harikalarını tanı." demiş ona bilge. "Oturduğu evi tanımadan bir insana güvenemezsin." İçi rahatlayan delikanlı kaşığı alıp sarayı gezmeye çıkmış. Bu kez, duvarlara asılmış, tavanları süsleyen sanat yapıtlarına dikkat ediyormuş. Bahçeleri, çevredeki dağları, çiçeklerin güzelliğini, bulundukları yerlere yakışan sanat yapıtlarının zarafetini görmüş. Bilgenin yanına dönünce, gördüklerini tüm ayrıntılarıyla anlatmış. "Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?" diye sormuş bilge. Kaşığa bakan delikanlı, iki damla yağın dökülmüş olduğunu görmüş. "Peki" demiş bunun üzerine bilgeler bilgesi, "Sana verebileceğim tek öğüt . var. Mutluluğun gizi dünyanın tüm harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan...
Özetleyecek olursak başarının ve mutluluğun sırrı dengeyi korumakta yatıyor.
Kazlar ve Takım Oyunu
Takım çalışmalarında pek uyumlu sayılmam ancak bu sorunun uyumsuzluğumdan kaynaklandığını düşünmüyorum.Grupta bir isteksizlik ve yılma gördüğümde bunu söylerim ve bu konuda alternatif üretmeye çabalarım.Bunun içinde benim tecrübemden çıkardığum ders bana göre lidercilik rolünü fazla benimsemişlerle fazla bulunmamaktır derim.Takım oyunu ile ilgili kaynaklık edebilecek doğanın içinden bir takım oyunu yazısı hazırladım.
Kazlar birlikte uçarken V tarzında bir uçuş şeklini koruyarak uçarlar.Bu sayede bir kazın uçabileceği mesafeden ne kadar fazla uçtuklarını biliyor musunuz? Tam olarak %70 oranında daha uzun mesafeye uçabiliyorlar.
V tarzı uçuşta tüm kazlar nereye uçulduğunu ve hedefi çok iyi bilirler , ona ve ortak amaca bağlıdırlar.
En önde uçan kaz, havanın direncini en fazla hisseden kazdır.Eğer bir kaz V tarzı uçuş şeklinden çıkarsa sürtünme kuvvetiyle diğer kuşların temposunu yakalar.Her kanat çırpış arkadaki kazı yukarı kaldıran bir güç oluşturur.V tarzı uçuş ile bir kazın uçabileceği mesafeden %70 daha fazla yol katedebilirler.
Hava direncini en fazla hisseden en öndekidir.Öndeki kaz yorulunca sürünün arkasına geçer ve yerini başkası alır.Ayrıca uçarlarken öterek uçarlar ve bu arkadakiler , öndekilere hızlarını korumaları için destek ve cesaret verir.
Marlo Morgan Bir Çift Yürek kitabında Aborjinlere atletizimdeki yarışları anlatır.Onlara bize özgü yarışlardan birini tanımlayabilmek için bir sıraya dizilip hızla koşmaya başlamamızı önerdim ve en hızlı koşanın kazanmış olacağını söyledim.Kabile halkı gözlerini kocaman açarak bana baktılar ve biri şöyle dedi; 'İyi ama bir kişi kazanırsa bütün ötekiler kaybetmiş olur.Bunun neresi eğlenceli ki?... Neden insanları böyle bir deneyime tabi tutup, sonrada tek bir kişiyi gerçekten kazananın o olduğuna inandırmaya çalışıyorsunuz? Bunu anlamak bizler için çok zor.Sizin insanlarınız bunu kanulleniyor mu?'' diyen Aborjinlere Morgan cevap verememiş.
29 Şubat 2012 Çarşamba
24M
Kot Pantolonlu Yönetici kitabında rastladığım bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim.Osmanlı İmparatorluğunun son dönem padişahlarından Ahmet Vefik Paşa yönetici olmanın sırlarını araştırmış ve 24-M formülünü bulmuştur.Yazar bu listeye 22-M daha ekleme yapmış.Ancak ben Ahmet Vefik Paşanınkilerle sınırlı tutacağım yazıyı.
1- Muteber (Geçerli)
2- Mutena (Seçkin)
3- Mutedil (Ilımlı)
4- Mu’tezim (Azimli)
5- Mutlif (Bağışlayıcı, affedici)
6- Muvakkit (Zamanı iyi ayarlayabilen)
7- Muvaffak (Başarılı)
8- Muzaffer (Galip)
9- Müdebbir (Tedbirli)
10- Müeyyid (Disiplinli)
11- Mütefekkir (Düşünür)
12- Müferrih (Güler yüzlü)
13- Muhibbi (Muhabbetli, seven)
14- Mükrim (Cömert, ikramcı)
15- Mültefit (İltifat eden)
16- Mümeyyiz (İyiyi kötüden ayırabilen)
17- Münevver (Aydın)
18- Mübeşşir (Müjdeleyici)
19- Mübeccel (Yüceltilmiş)
20- Muvahhit (Allah’a inanan)
21- Mücerrib (Tecrübeli)
22- Müfarik (Fark edebilen)
23- Müeyya (Hazır olan)
24- Müceddid (Cildini, görünüşünü yenileyen)
27 Şubat 2012 Pazartesi
Barney'nin Değişimi
Sürekli havalı görünen ,şık takım elbiseler giyen , kadınlara cinsel obje olarak bakan tek gecelik ilişkilerin adamı barney aslında yaşadığı bir olay sonucu şu anki haline gelmiştir.İzleyip , görelim :)
23 Şubat 2012 Perşembe
İktisatta Otistikleşme
Bu paylaşım kimilerine göre sıkıcı gelebir ancak içerik benim ilgimi çekti çünkü eğitim gördüğüm iktisat eğitimimin çarpıklıkları konusunda eleştirel gözlemler yapılmış ve aranızda okumak isteyenler çıkabilir diye düşündüm.Hasan Korkmaz'ın 15. İktisat öğrencileri kongresine katılmayı düşünüp hazırladıktan sonra bir takım aksilikller dolayısıyla katılmaktan vazgeçtiği bildiriyi sizlerle paylaşmak istedim.Post otistik iktisat hakkında bilgilendirici bir yazı olduğunu düşünüyorum.
Öğretilen mevcut iktisat öğretisinin insanları toplumdan uzaklaştırmakta olduğu ve gerçeklerden bağımsız bir bilimmiş gibi gösterilip bizleri otistikleştirmektedir. Mevcut olan neo-klasik iktisat öğretisinin bu görevi tam olarak yapamadığı, bireyleri toplumdan uzaklaştırarak olayları anlamasını ve yorumlamasını güçlendirmiştir ve iktisadı toplum üstü bir bilim olarak göstermektedir. İktisat bilimini çok fazla matematikselleştirerek toplumdan uzaklaştırılmaktadır. Aslında herkesin bildiği gibi iktisat toplumla her zaman iç içe olmuştur. Bugün verilen mevcut iktisat öğretisi de tüm bunlara kanıttır. Üniversitelerde verilen iktisat derslerinin büyük çoğunluğunun matematik ağırlıklı olması nedeniyle sosyal bilimlerden ayrıymış gibi göstermektedir. Fakat iktisat bilimi sürekli diğer bilim dallarıyla birlikte hareket etmiştir.Mevcut neo-klasik iktisat anlayışında matematik değişmez bir ders olarak hemen hemen hepsinde bir nevi kendisini garanti altına almak için vazgeçilmez bir araçtır.Tüm bu söylediklerimiz matematiğe düşman olmak değil iktisat biliminde matematiğin amaç olarak değil ancak bir araç olarak kullanılması ve matematiğin matematik eşittir iktisat düşüncesi içerisindedirler. Belki de bu sistemin getirdiği bir şeydir. Halbuki iktisat biliminin matematik dışında ilgilenmesi gereken alanlarda vardır. Mesela siyaset gibi ama bugünün iktisat öğretisinde siyaset bilimi neredeyse yok sayılacak kadar az öğretilmektedir. İktisadı siyasetten olabildiğince uzaklaştırmaktadır ama tarih boyunca siyasilerin birçok söylemi iktisadı doğrudan etkilemiştir. İktisadın içerisinden siyasi olan kısmı çıkardığımız zaman iktisadın ilgilenmek zorunda olduğu ekonomi kısmı kalmaktadır yani iktisat ile siyaset iç içe girmiştir ve bizler bu dersi tam olarak alamayan öğrenciler olarak bu eğitimi aldıktan sonra birer iktisatçı olarak topluma ne kadar faydalı olacağız olayları ne ölçüde yorumlayabileceğiz veya çözüm üretebileceğiz. Belki de bu nedenden ötürü öğretilen iktisat anlayışı iktisadi sorunlara çözüm bulamamaktadır. Oysaki bizler yarın okul bittiğinde tüm iktisadi sorunlara çözüm aramak için sorumlu olmak durumundayız. Neo-klasik iktisat anlayışı teoremler üzerine kurulu bir anlayış olduğundan uzun dönemde gerçekçi çözümler önerememiştir. Mesela bu teoremin vazgeçilmezlerinden olan piyasada tam rekabetin olduğu doğru değildir gelir dağılımındaki eşitsizlikten dolayı, diğer şartlar sabitken varsayımı da doğruluğu çok düşük bir varsayımdır sürekli değişen ve gelişen toplumlarda diğer şartlarda değişir sabit kalmaz ve tam istihdam işsizlik oranımızın göz önünde olduğuna göre bu varsayımında gerçeklik payı düşüktür oysaki gerçek sorunlardan bazıları olan makro iktisadın temel konularından az gelişmişlik, işsizlik, yoksulluk ve gelir dağılımındaki eşitsizlik gibi birçok önemli konuları açıklayamamaktadır çünkü bu sorunların sonuçları toplumsaldır . Sonuçları doğrudan toplumu etkileyen bir bilim toplumdan ayrı düşünülemez. Neo-klasik iktisat öğretisinin uygulama alanı olmayan bir toplumda matematikle bir nevi kendisini garanti altına almaya çalışmaktadır. Bunun yerine sadece neo-klasik iktisat anlayışının dışındaki iktisadi anlayışları da öğrenerek gerekirse bunlardan bir sentez çıkartılarak bazı iktisadi sorunlara çözüm aramamız daha gerçekçi olacaktır.
Ve biz bu eğitimi almakta olan iktisatçılar olarak iki eğri arasında kalan iktisattan ziyade daha doğru ve gerçekçi olan iktisadı öğrenmenin hakkımız olduğuna inanmaktayız…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








